AŞK VE KORKU 13
Kaya, telefon kapandığı andan itibaren zamanının daraldığını biliyordu. Telefonun ucundaki o ölümcül sessizlik, Demir’in nefesi ve Zerrin’in sessiz çığlığı kulaklarında yankılanıyordu. Kurdukları o güvenli ağ deşifre olmuştu. Demir şüphelenmişti bir kere; o konağı Zerrin’e dar edeceğini, adımlarını saydıracağını biliyordu.
Kaya’nın kaybedecek bir saniyesi bile yoktu. Hele ki Zerrin’in karnında kendi canını, kendi bebeğini taşırken...
Kaya, Mardin sınırındaki o eski bağ evinin tahta masasına yumruğunu indirdi. Yanındaki sadık adamı ve az önce telefonda bekçi rolü yapan arkadaşı Azad’a döndü.
"Demir numarayı buldu," dedi Kaya, sesindeki öfkeyi bastırmaya çalışarak. "Zerrin’in etrafındaki çemberi daraltacak. Benim hala şehir dışında olduğuma inanması gerekiyor ki gözü arkaya dönsün. Ona istediği yemi vereceğiz."
Kaya, cebinden hiç kullanmadığı, tamamen temiz bir hat çıkardı. Azad’a uzattı.
"Bu akşam İstanbul’a uçuyorsun," dedi net bir sesle. "Bu telefonu da yanına alıyorsun. İstanbul’a indiğin an bu hattan benim adıma bir iki iş görüşmesi yapacaksın. Demir’in adamları benim peşimde, elbet bir yerlerden sinyal takibi yapıyorlardır ya da İstanbul’daki bağlantılarımı sorguluyorlardır. Benim orada olduğumu sanıp adamlarını batıya kaydıracaklar."
Azad başıyla onayladı. "Peki sen ne yapacaksın Kaya? Mardin’de tek başına, Demir’in burnunun dibinde..."
"Ben o konağın duvarlarını yıkıp Zerrin’i ve bebeğimi alacağım," dedi Kaya. Gözlerinde ne korku vardı ne de tereddüt. "Demir şu an benim İstanbul’da olduğumu sanıyor, oraya odaklandı," dedi, gözlerinde keskin bir zekayla. "Şimdi Zerrin’in içeriden, benim dışarıdan vurma vaktim. Demir’in yasa dışı sınır sevkiyatlarının tüm belgeleri, o zorla imzalattığı usulsüz senetler elimizde. Bunları mahkemeye sunarsak hem hapis yatar hem de aşiretin başına geçecek yüzü kalmaz."
Azad gülümsedi. "Yani Demir’e bir anlaşma sunacağız?"
"Aynen öyle," dedi Kaya. "Zerrin’i tek celsede, hiçbir zorluk çıkarmadan boşayacak. Karşılığında da bu belgeler piyasaya çıkmayacak, itibarı kurtulacak. Ama Zerrin’in içeride biraz daha dayanması, Demir’i şüphelendirmeden o boşanma protokolünü önüne koyduracak zemini hazırlaması lazım."
Ertesi gün konakta hava biraz olsun sakinleşmişti. Demir, Kaya’nın İstanbul’da olduğuna inandığı için Zerrin’in üzerindeki baskıyı hafifletmişti. Yine de gözü üzerindeydi.
Zerrin odasında dururken içeri Dilek abla girdi. Elinde bir tepsi yemek vardı ama tepsiyi masaya bırakırken Zerrin’in avucuna küçük bir flaş bellek ve bir not sıkıştırdı. Zerrin hemen banyoya geçip kapıyı kilitledi ve notu açtı:
"Güzelim, Demir’i bitirecek tüm kozlar bu belleğin içinde. Avukatım yarın boşanma dilekçesini gizlice içeri sızdıracak. Demir’e belgelerin bir kısmını göstermen gerekecek. Ona de ki: 'Beni boşamazsan, Kaya elindeki her şeyi savcılığa verecek.' Benim buralarda olduğumu bilmesin, her şeyi İstanbul’dan yönettiğimi sansın. Sabret sevgilim, o konaktan başın dik, benim karım olarak çıkacaksın. Bebeğimize az kaldı."
Zerrin göz yaşlarını silip derin bir nefes aldı. Korku gitmiş, yerine intikam ve koruma içgüdüsü gelmişti. Karnına dokundu. "Az kaldı annem," diye fısıldadı. "Baban bizi o adama yem etmeyecek."
Akşam yemeğinden sonra Demir, çalışma odasında viskisini yudumlarken kapı açıldı. İçeri giren Zerrin’di. Eskisi gibi ürkek ya da öfkeli değildi; aksine, yüzünde Demir’in hiç görmediği kadar soğuk ve kendinden emin bir ifade vardı.
Demir şaşırarak doğruldu. "Zerrin? Bir şey mi istiyorsun?"
Zerrin masanın önüne kadar yürüdü. Cebinden çıkardığı flaş belleği Demir’in masasına, tam önüne bıraktı.
"Bu ne?" diye sordu Demir kaşlarını çatarak.
"Bu, senin sonun Demir," dedi Zerrin, sesi tek bir an bile titremeden. "Kaya’nın İstanbul’da ne yaptığını merak ediyordun ya... Senin o sınır ticaretindeki tüm pisliklerini, sahte faturalarını, aşiretten gizli yediğin paraların belgelerini topladı. Hepsi bu belleğin içinde. Ve bir kopyası da şu an İstanbul’da, savcılığın hemen karşısındaki bir avukatlık bürosunda bekliyor."
Demir öfkeyle ayağa kalktı, masaya yumruğunu vurdu. "Sen ne saçmalıyorsun ulan?! Benimle oyun mu oynuyorsunuz?!"
"Oyun bitti Demir," dedi Zerrin, gözlerini onun öfkeli gözlerine dikerek. "Yarın önüne bir boşanma protokolü gelecek. Tek celsede, sessiz sedasız beni boşayacaksın. Eğer o kağıdı imzalamazsan, sadece hapse girmekle kalmazsın; babanın, aşiretin yüzüne bakamazsın. Karar senin. Ya itibarınla beni bırakırsın ya da her şeyini kaybedersin."
Demir, karşısında ilk defa bu kadar güçlü duran kadına bakarken donup kalmıştı. Zerrin’in arkasındaki o görünmez gücün, yani Kaya’nın onu nasıl ilmek ilmek köşeye sıkıştırdığını yeni yeni anlıyordu. Ama Demir’in hala bilmediği, Zerrin’in karnında Kaya’nın soyunu taşıdığıydı...
Yorumlar
Yorum Gönder