64. BÖLÜM
-1 ay sonra-
Zerrin bir cehennemden kurtulmuşken öbürüne yakalanmıştı. Hem Demiri öldürmesi hem de Şahinin öldüğünü öğrenmesi büyük bir şok etkisi yarattı. Demir öldükten sonra annesinin evine geçti Zerrin. Polislik bir işi de yoktu çünkü görgü tanıkları vardı. Nadim bu işin peşini bırakmayacağını söylüyordu ama nafile. Kayaya gelirsek, Kayanın duygusal boşluğundan fırsat bilip İpek Kayayla evlenme hazırlıkları yapıyordu. İki gün sonra düğünleri vardı. Şimdi Zerrinin tek amacı Şimali babasından almaktı. Tutunacak başka dalı kalmamıştı çünkü. Alboralarla ilişiği olmayan bir avukat tutmuştu. Kaya Şimal konusunda yumuşamış, arada bir annesine götürüyordur ama Zerrin o kadınla çocuğunu aynı evde bırakmayacaktır. Bugün Kaya Şimali Zerrine götürüyordur.
“Şimalim güzel kızım” derin derin kokusunu içine çeker.
“Ben saat 9 da gelir alırım”
“Bugün kalsın işte, gelme”
“Zerrin alacağım dedim”
“Sen söylediğin sözleri tutan bir adam mıydın ya?”
“Çocuğun yanında ne diyorsun? Hiç tartışacak havamda değilim”
“Ben hâlimden çok memnunum ya. Çocuğumu bana ver. Sen ne halt yiyorsan ye ama çocuğumu senin eline bırakamayacağım”
“Zerrin bak çocuğum deme o benim de kızım”
“Sen bu kızı hak ediyor musun? Eve bırakıyorsun bütün gün yoksun. Onun annesine ve babasına ihtiyacı var. Bize geldiğinde ben gözümden sakınıyorum bir saniye bile gözümü ayırmıyorum. Sen işe gittiğinde o kız kim bilir çocuğuma neler yapacak?”
“Allah aşkına ne yapabilir el kadar bebeğe Zerrin? Sen kafanda kuruyorsun”
“Ben kızımı üvey anneye teslim etmem. Kızının sende kalmasını çok istiyorsan evde kal da onunla zaman geçir”
“Senin yine heyheylerin üstünde. Ben gidiyorum”
Zerrin arkasından bağırır.
“Verecek cevabın olmayınca kaçarsın böyle. Akşam gelme kapıyı açmam”
Zerrin Şimalle vakit geçirir. Gün boyu kızına bakar. Saat 9 da Kaya kapıya dikilmiştir. Kapıyı ısrarla çalmasına rağmen Zerrin de ısrarla açmaz. Kaya da illaki açacak diyerek kapının yanına çöküp bekler. Biraz geçince uyuyakalır. Zerrin gittiğini sanmıştır ama ikisi de birbirinden inatçı olduğu için gitmemiştir. Sabah kapıyı açtığı gibi Kayayla karşılaşır Zerrin. Kaya da kendine gelir. Belini sırtını tutarak kalkar.
“Senin ne işin var? Burada mı uyudun?”
“Uyuyakalmışım öyle”
“Aferin”
“Hazırla Şimali götüreyim”
“Bekle biraz o zaman. Kahvaltıya davet ederdim ama düğün arefesinde yoğunsundur”
O an Kayaya yarın evleneceği dank etti. Bir anlık söylediği sözler hayatına mal oluyordu. Bu fevriliği yüzünden kim bilir başına daha ne dertler açılacaktı. Kaya bir çıkış yolu düşünürken Zerrin kucağında Şimalle geldi.
“Dikkat edin. 3 saate bir koyduğum sütleri içirmeyi unutma. Gazı olursa, huysuzlanırsa, uyumazsa diye damla koydum birkaç damla ayağına damlatırsanız sakinler. Bir de fularımı koyuyorum. Olur da mızmızlanırsa kokumu alıp sakinlesin. Unutmasın kokumu yavrum”
“Getiriyorum zaten haftada birkaç defa. Unutmaz merak etme”
“Onun haftada birkaç değil her gün görmesi lazım ama senin gibi babası olduğu sürece zor. Sen dava gününü bekle. O gün hesaplaşacağız seninle”
“Zerrin bak demeyim demeyim diyorum ama sen değil miydin bu çocuğu bana söylemeyen, göstermeyen. Şimdi de kalkmış beni görmesi lazım diyorsun. Beni görmesi lazım değil miydi? Babasıyım ya hani”
“En başa mı dönelim Kaya? Ben ne yapabilirdim? Kızımı düşündüm ben. Bizim o evde can güvenliğimiz yok. Bir psikopatın eline kalmışız. Sanki keyfiye saklamışım kızımı sana göstermemişim gibi davranmayı kes artık”
“Kızını düşünsen bana söylerdin. Gider alırdık bebeğimizi. Sen ne yaptın? Korkup boyun eğdin. Annelik gösterip de kızımı o itten alamadın. Kendini düşündün. Benim de o kızın babası olduğumu unuttun”
“Bir dakika bir dakika. Sen benim anneliğimi sorgulayacak son insan bile olamazsın. Önce git kendi annene bir bak. Benim yaşadıklarımın aynısını o da yaşamış. Boran babamın oğluymuş. Bunu öğrenince de aynı tepkileri verseydin ya. Anneliğinden vursaydın, konuşmasaydın. Ben yavrumu korumak için yaptım diyorum. Sen beni hiçbir zaman anlamayacaksın Kaya. Al Şimali git”
Kaya bir süre Zerrinin yüzüne anlamsız, sorgular gibi baktıktan sonra Şimali pusetine koyup kendi de şoför koltuğuna geçti. Biraz ilerledikten sonra Kaya arabayı sağa çekip gözyaşlarını serbest bıraktı. Arkadaki Şimal de ortamdaki buğulu havadan etkilenerek mızmızlanmaya başladı. Kaya birkaç dakika sonra tekrar hareket edip yola devam etti. Eve vardığında düğün için süslemelerin bir kısmı gelmişti. Sadakat organizasyonun başında duruyor. Her şey eksiksiz olsun diye çabalıyordu. Heyecanlı sesiyle Kayaya seslendi;
“Oğlum sen neredesin? Yarın düğün vardır annem. Son eksiklerine bir bak. Yarına bir şey kalmasın”
“Sen bakıyorsun ya anne o işlere ne gerek var bana”
“Olur mu? Her şey sizin istediğiniz gibi olsun yavrum. Hoşuna gitmeyen bir şey varsa söyle”
Kaya mırıldanarak; “Direkt bu iş hoşuma gitmiyor” dedi.
“Anlamadım annem ne dedin”
“Yok bir şey annem. Şimali yatırmam lazım çocuk rahat rahat yatsın beşiğinde. Haydi size kolay gelsin”
“Sağ ol oğlum benim”
Şimali yatırdıktan sonra kapısı çaldı Kayanın. Kaya “gir” deyince kapı açıldı. İçeri İpek girdi.
“Kaya müsait miydin?”
“Müsaitim müsaitim gel”
İpek beşiğe doğru eğildi ve yüzünde bir gülümseme oluştu.
“Ne tatlı uyuyor değil mi?”
“Öyle. Sen ne için gelmiştin?”
“Ne için gelmiştini mi var? Yarın evleniyoruz ya. Artık burası benim de odam. Eksiğin var mı, ne yapıyorsun, ne durumdasın diye sormaya geldim”
“Bak Zerrin yarın evleniyoruz ama..”
“Zerrin?”
“Ne Zerrini?”
“Ben de sana soruyorum ne Zerrini? Sen dedin ya Zerrin diye”
Kaya alnını ovuşturdu.
“Kusura bakma ya ben yanlışlıkla oldu öyle demek istememiştim”
“Ben gideyim”
“Tekrar kusura bakma ben yanlış anlayanı istemem”
“Yok yanlış anlamadım”
İpek bildiği gerçeği bir kez daha duydu ama bu da onu vazgeçiremezdi. Kaya bu çaresizlikle Nareyi çağırdı odaya.
“Nare benim işlerim var. Şimal sana emanet”
“Merak etme sen ben bakarım ona”
Kaya Şimali Nareye emanet edip çıktı. Her zaman Zerrinle gittiği meyhanecisine gitti. 2 şişe alkol alıp iyice sarhoş oldu. Telefonunu kimse rahatsız etmesin diye kapatmıştı. Arayanlar Kayanın sorumsuzluğuna sinirden deli oluyorlardı. Kayayı aramaya çıktılar ulaşamadıklarından. Saat bu sıralarda 1 e geliyordu. Mekandan çıktığında arabayla Zerrinlerin kapısının önünde buldu kendini. Arka sokaktan girmişti. Eskiden tırmandığı evin duvarına baktı puslu gözlerle. Zerrinse tam o sıralarda Kayanın yarın evleneceği bilgisiyle içten içe kendini yiyordu. Zor güç kendini balkona atmıştı açık havanın iyi gelmesi umuduyla. Zerrin Kayanın sesine benzer bir ses duyduğunda kafasını aşağıya çevirdi.
“Kaya sen ne arıyorsun bu saatte burada?”
“Zerrin sen burada mıydın ya?”
“Kaya git bak annemler uyanacak şimdi”
“Uyansınlar. Uyanan uyansın ya”
“Delirdin heralde. Hem sen iyi misin?
Sesin tuhaf geliyor”
Kaya sarhoşluğun verdiği gevşeklikle sesli gülüyordu.
“Sussana Kaya. Öldürtecek misin kendini”
“Ölüm… Şu an tek kurtuluşum o biliyor musun? Zerrin”
“Hıı”
“Zerrin” diye sayıklayıp duruyordu Kaya. Sonra duvardan tırmanmaya çalıştı.
“Kaya ne yapıyorsun bak düşeceksin daha fazla ses çıkacak. Kurban olayım in şuradan ya”
“Sen değil ben sana kurban olayım”
“Hadi aç şu kapıyı da geleyim o zaman”
“Gelme”
“Niye?”
“Niyesi mi var Kaya gelme işte”
“Kapının önüne çıkıp bağıracağım, sen o zaman göreceksin”
“Saçma sapan konuşma”
“Bak bakalım kim saçma sapan konuşuyormuş”
Kaya ön kapıya doğru yol aldığında Zerrin koşarak kapıya indi. Kaya tam ağzını açmıştı ki Zerrin eliyle kapattı.
“Geldin işte ne vardı?”
“Odanda konuşalım böyle ulu orta olmadı”
“Bu durumda olmamızın sebebi kim acaba? İyi yürü ama sadece 5 dakika. Sonra tıpış tıpış gidersin evine”
“Anlaştık”
Zerrinin odasına geçerler. Kaya Zerrinin dibine dibine girer. Boynuna sokulur.
“Ne yapıyorsun ya? Odama aldım diye mayışma öyle”
Kaya zerrinin kulağına doğru içki kokulu sıcak nefesini üfler.
“Ben seni çok özledim. Sen beni hiç özlemedin mi?”
“Kaya yapma. Bu yanlış”
“En doğru şeyi yapıyorum şu anda. Uzun zamandır yaptığım tek doğru hareketim bu. Sence de bu ayrılık fazla uzamadı mı?”
“Çekilir misin lütfen? Sıcak zaten bir de üstüme üstüme geliyorsun”
“Sıcak mı oldu? Bu ambians, benle baş başa olmak seni terletiyor mu? Islatıyor mu bedenini?”
“Ne diyorsun bak çekil dedim. Sabah uyandığında pişman olacağın şeyler yapma”
“Benim en büyük pişmanlığım aramızın bozulmasıyla o evlilik kararını vermem”
“Bak ne güzel dedin. Yarın sen evleniyorsun. Git bak yoluna çünkü ben de öyle yapacağım”
“Yapamayacağını ikimiz de çok iyi biliyoruz biz birbirimize aitiz bunu sana kanıtlayacağım”
Kaya Zerrinin dudağına yapışır. Zerrinse ne iter ne de karşılık verir. Zerrini tek eliyle kavrayıp tek eliyle de soymaya başlar, sonrasında olanlar olur. Sabah olduğunda sadece üstlerinin bir kısmını örten çarşaf vardır üstlerinde. Fidansa kahvaltı hazır diye Zerrini çağırmaya girdiğinde gördükleri karşısında adeta dili tutulur.
Yorumlar
Yorum Gönder