66. BÖLÜM

 Zerrinle kayayı el ele gören sadakat başına bağlanmış örtüyle elini dizlerine vurup dövünüyordu. 


“Bu ne hâl he oğlum? Bu kız senin aklını çelmiş. Dün nikahın vardı. Sen neredeydin? Bizi milletin diline mi düşüreceksin? Çek o elini kızın elinden”


“Anne bu eller artık hiç ayrılmayacak. Alışsan iyi edersin”


“Kaya beni çıldırtma. Sen evleneceksin İpekle. Bu kızla ne işin olur”


“Ben zaten Zerrinle evliyim anne”


“Dalga geçmenin hiç sırası değil”


“Dalga geçmiyorum. İstersen nikah defterini göstereyim”


Sadakat fenalaşır, yere yığılır. Ümmüler odasına taşır. Zerrin de şimalin yanına gider. 


“Çok özlemişim kızım, Şimalim” Nareye döner;

“Karnı tok mu? Keyfi nasıl?”


“İyi iyi. Bir emzirsen iyi olur sanki. Birazdan mızırdanmaya başlar”


“Nare bizim odaya alayım o zaman orada emziririm”


“Zerrin tebrik ederim bu arada. Annemden pek sıra gelmedi bize ama ben çok sevindim”


“Öyle olmak zorundaydı. Kızımız var bizim Nare. Son olanlar beni çok yıprattı ama hiçbir şey yaşanmamış gibi de yapamayız. Bundan sonra nasıl olacak bilmiyorum”


“Hayırlısı olsun hakkınızda güzelim”


Zerrin bebeği alıp Kayanın odasına geçer. Kaya üstünü değiştiriyordu bu sırada. Zerrinlerin görünce Şimali kendi kucağına alır.


“Kızım da gelmiş. Oyy nasıl özledim bir bilsen benim bal kızım”


Kısa bir öpücük kondurduktan sonra Zerrin ciddi bir tonla, “Şimali emzireceğim, çıkar mısın?” dedi.


“Sanki görmediğim şey” dedi Kaya alayla.


“Görmeni istemiyorum demek ki Kaya. Söyletme bir daha”


Kaya bozularak odadan çıkar. Annesinin yanına gider. 


“A benim salak oğlum. Sen yine verdiğin sözü yuttun. Anneni çiğnedin. Benim gibi annen yok artık. Anne deme bana”


“Böyle yapma anne. Mecburdum”


“Ne mecburiyetin var Kaya efendi. Yine kızı hamile mi bıraktın yoksa. Yapmadığın şey değil nasıl olsa”


Kayaya şöyle bir bakınca; “Yapmadın değil mi öyle bir şey” diye sordu korkuyla.


“Yok öyle şey. Nereden çıkarıyorsun bunları?”


“Benim kafamda bin tane senaryo. Çok ciddiydin evleneceğim derken, yoksa sen beni mi kandırdın? Acıdın mı onun timsah gözyaşlarına”


“Zerrin hakkında doğru konuş. Acımak ne demek? Zaten biz hep birbirimizi sevdik”


“Yok bunun altında başka bir şey var. Ben bunu çıkaracağım.”


“Senin dilinde hiç aşk, sevgi yok değil mi? Zerrine değil sana acıyorum ben”


“Hadsizlik yapma terbiyesiz. Hep o kız yüzünden bana düşman oluyorsun. Seni dolduruyor o yılan”


“Yılan değil o anne. Benim karım, çocuğumun da annesi”


Kaya kapıyı çarpıp çıkar.


Sadakat kendi kendine; “Buradan gitmek için yalvaracak o kız. Gününü göstereceğim ona” der.


Kaya salona geçer. Yemekler hazırlanmış ama daha kimse gelmemiştir. Kaya da Zerrini çağırmaya gider.


“Yemek hazır. Şimali Pakizeye bırak da gel”


“Uyutayım. O da bakarak olsun. 5 dakikaya uyur”


Kaya koltuğa oturmuş zerrinin Şimali uyutmasını izliyordur.


“İstersen sen gidebilirsin. Soğutma yemeğini”


“Yok iyiyim böyle. Birlikte ineriz”


Şimali uyuttuktan sonra Pakizeye bırakırlar. Yemeğe indiklerinde sadakat başlar.


“Daha ilk günden geç kalacaksanız işimiz var gelin hanım”


“Kusura bakmayın Sadakat hanım. Şimali uyutuyordum”


“Dil de pabuç”


Zerrin kendini tutmaya zorladı. Yemekler yendikten sonra çay faslı başladı. Pakize uyandığı için Şimali de salona getirdi.


“Babaannesinin bir tanesi uyanmış mı?” diyerek Sadakat torununa sevgisini gösteriyordu. Sözüne devam etti.


“Anne ve çocukları arasında küslük olmaz. Elimi öpün. Sizi de bağrıma basar, kabullenirim. Neyi kabullenmedik ki şimdiye kadar”


Kaya ve Zerrin Sadakatin elini öper. Zerrin fazla yanlarında kalmak istemediğinden Şimali bahane ederek kalkar. Kaya da fazla kalmadan  arkasından gider. Gittiğinde Zerrin Şimali yanına almış, yatmıştır. İlk gecelerinin gerçekten ilk geceleri olmamasına rağmen Zerrin tarafından gördüğü isteksizlik Kayanın moralini bozdu. Bir soğukluk vardı ama adını koyamıyordu. Aralarındaki sevgi hep vardı. Ona şüphe yoktu ama Kaya bu evliliğin aslında pek de beklediği gibi olmayacağını anlamaya başlamıştı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÜLLERDEN DOĞAN UMUT

64. BÖLÜM

AŞK VE KORKU 3