65. BÖLÜM

 “Kız bu ne hâl? Sen beni ölmeden mezara mı sokacaksın?” diye bağırmaya başladı Fidan.


Kayayla Zerrin dehşetle gözlerini açtı.


“Anne öyle değil sen yanlış anladın açıklayayım ben”


“Neyi yanlış anladım ben? Karşımda anadan üryan duruyorsunuz işte. Hele bu” dedi kayaya dönerek, “Oğlum senin bugün nikahın yok mu? Hata bir kere olur siz ne yapıyorsunuz? Benim kızımı ne sandın sen?”


“Yenge Zerrini ne sanayım ben? Biz çocukluktan beri seviyoruz ya birbirimizi”


“O köprünün altından çok sular aktı Kaya efendi. Hatırlatayım en son bunu yaptığınızda Şimal oldu. Sonra ne oldu? Kavuşabildiniz mi? Hâlâ hatanızdan ders çıkarmıyorsunuz. Madem sözümüzün bir değeri yok, ikinizi de gözüm görmesin”


“Deme böyle anne senin sözün benim başımın üstünde”


“Öyle mi Zerrin Hanım? Ben şimdi gidiyorum, o Sadakatla konuşuyorum. Diyorum ki Kaya benim kızın namusuna girmiştir. Bu namusu temizleyin. Siz ikiniz evleniyorsunuz. Öteki kız beni ilgilendirmez. Ondan sonra ne hâliniz varsa görün”


“Yenge sen de haklısın ama bizde sözden dönüş olmaz. İpeği nasıl halledeceğiz?”


“Ne oldu Kaya bey? Evlenmek için can atıyorsunuz heralde” dedi Zerrin sesinin tonunu engelleyemeyerek.


“Evet evleneceğim ben. Bizim geleceğimiz yok, görmüyor musun?”


“Oğlum geçmişine geleceğine başlatma. Giyinin salona bekliyorum ikinizi de”


Fidan odadan çıktıktan sonra Zerrin sinirle bağırmaya başladı.


“Sen ne yaptığını sanıyorsun? Dün gece benle birlikte olup bugün başka bir kızı yatağına almayı mı düşünüyordun? Gözümde hiç değerin kalmadı Kaya. Beni kullanıp atıyorsun sürekli. Arkandaki enkaza dönüp de bakmıyorsun bile”


“Ne diyorsun sen? Sen- sen bana bunları nasıl söylüyorsun?”


“Ne oldu, zoruna mı gitti? Yalan mı? Böyle olacaktı işte”


Zerrin üstüne örtü alıp banyoya geçti. Suyu açtığı gibi gözünde biriktirdiği yaşları da boşalttı. Kaya kapıyı çaldığında düzeltmeye çalışarak; “Duştayım” dedi. Kaya banyoyu açtığında Zerrini iki göz iki çeşme gördü. Yanına giderek sarıldı.


“Çok özür dilerim. Sana bu lafları duyurduğum için, benim yüzümden yanlış düşüncelere kapıldığın için, bütün bu yaşadıkların için. Biliyorum bunların tesellisi yok ama seni seviyorum. Hiçbiri isteyerek olmadı”


Zerrin duygusuzca; “Duş alacağım çıkar mısın?” dedi.


“Kalayım”


“Çık”


Kaya Zerrinin bu hâlini görünce çıktı. Yarım saat içinde çıktı Zerrin banyodan. Fidanın yanına geçtiler. Kaya söze girdi:


“Evleneceksiniz dedin ama annem bilse bu evliliğe izin vermez”


“Ana kuzusu seni. Zaten ben de seninle evlenmem”


“Evlenmeyip ne yapacaksın? Böyle gizli saklı bununla yatacaksın?”


“Anne düzgün konuş. Öyle bir şey yok. Konuşmaya gelmiş, beni kandırdı. Sarhoştu, benim de karşı koymaya gücüm yetmedi”


“Şimal de seni kandırdığında mı oldu? Evleneceksiniz dedim bitti. Abin de yok başımızda. Ben sizinle uğraşamam”


“Biz evlenecektik o zamanlar”


“İyi ya şimdi kıyarsınız yıldırım nikâhını. Ben arayım hocayı gelsin”


Kayanın telefonu çalar. Annesi arıyordur. Kaya açmaz.


“Açmayacak mısın?” diye merakla sordu Zerrin.


“Nasıl açacak, hangi yüzle?” diye yükseldi Fidan.


“Evleneceğiz biz yenge. Daha fazla üstüne gelme bu kızın da”


“Evlenme kararı alırken bana sordun mu? İki kişilik bir kurum ya bu”


“Sevmiyor musun beni? Evlenmek istemiyor musun benimle?”


“Hayır. Ben bu kadar vicdansız ve umursamaz bir adamla evlenemem”


“Zerrin bak ağır laflar ediyorsun. Pişman olacaksın. Yenge ayarla sen hocayı. Resmî nikah işi bende”


“Kaya doğru söylüyor Zerrin hanım. Birlikte olmayı biliyorsunuz. Çözün bu işi tamamen”


Aradan geçen 1 saatin ardından eve hoca gelir. Dini nikahları kıyılır. 


“Resmî nikah için en erken yarına gün veriyorlar”


“Şimal ne olacak?”


“Nareye bıraktım onu. Konuşuruz birazdan”


Kaya Nareyi arar.


“Nare Şimal nasıl? Zerrin konuşmak istiyor”


“İyi keyfi yerinde de siz neredesiniz? Bak annem delirdi. Misafirler gelecek birazdan”


“Ben yapamayacağım. Hem bana hem o kıza yazık”


“Bu şimdi mi aklına geldi akıllı kardeşim”


“Ne yapayım Nare? Öfkemden gözüm hiçbir şeyi görmedi. Görüntülü arayım da Zerrin Şimali görsün”


Nare görüntülü arar.


“Şimal nasıl özlemişim annem burnumda tütüyorsun yavrum”


“Nare biz yarın döneceğiz eve. Şimale iyi bak”


“Gözünüz arkada kalmasın.”


“Nare sütüm yetiyor mu? Tam doyur, gazını da al sana zahmet halası”


“Yetiyor, biz iyiyiz siz merak etmeyin”


Telefonu kapattıktan sonra çıktılar Zerrinlerin konağından. Zerrin kendine birkaç parça eşya alır. Bir gün otelde kaldıktan sonra nikaha, oradan da konağa geçeceklerdir. Otele gittikleri gibi Zerrin yatağa uzanır. İçindeki sütün yoğunluğundan uyuyamaz, biraz süt sağdıktan sonra dinlenir. 


“Yemeğe inelim acıkmışsındır”


“Tamam”


Yemek boyunca kimse konuşmaz. Geri odaya çıkarlar. Zerrin biraz oyalandıktan sonra yatar. Kaya da yanına yatar. Sabah belgelerini hazırlayıp çıkarlar. Sadece Zerrinin annesi gelir nikaha. Oradan buldukları bir adamı da diğer şahit yaparlar. Karşılıklı “evet” dendikten sonra Albora konağına giderler. Orada kıyamet çoktan kopmuştur. Evdeki bu karışık düzen ve kayanın lafından dönüp Zerrinle evlenmesi kim bilir ne yankılar uyandıracaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÜLLERDEN DOĞAN UMUT

64. BÖLÜM

AŞK VE KORKU 3