AŞK VE KORKU

 ~Zerrinden~


Bugün test yaptım. Çift çizgi çıktı ama ne hissedeceğimi gerçekten bilmiyorum. Yüreğim Kayaya söyle çıkarsın seni bu uçurumdan derken aklım Kayanın ve bebeğimin yaşayacağı sorunları düşünüyor. Ne yapacağımı, bundan sonra ne olacağını hiç bilmiyordum ama bu bebeği doğuracaktım. Onu biliyorum.


Elimdeki teste şaşkın şaşkın bakarken kulaklarımda Demirin sesi yankılandı. 

“Keçe sana sesleniyorum duymuyor musun?”


Kapıyı açtım ve ses tonumu düzeltmeye çalışarak, “Bana mı sesleniyordun? Ders çalışıyordum duymadım.”


“Gel diyorum yemek yiyeceğiz. Senin niye betin benzin atmış.”


“Öyle mi hiç bilmiyorum. Yorgunluktandır. Ben bir elime yüzüme su çarpayım geliyorum.”


Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Sonra elimi istemsizce karnıma götürdüm. Beni duyuyormuş gibi karnıma doğru eğilip ;

“Yavrum, seni herkesten ve her şeyden koruyacağım. Söz veriyorum.”


Daha fazla oyalanmadan sofraya indim. Demir karşımda her zamanki pişkin gülümsemesiyle bana bakıyordu. “ İyisin, değil?”


“Çok mu umurunda, eğer öyleyse beni bırak diye söylüyorum.”


“Asla, asla seni bırakmam. Sen hâlâ bunu anlayamamışsın ama ben sana anlatacağım bunu anlayacağın dilden. Şimdi soğutma da yemeğini ye.”


Çatalımla yemeği ileri geri yaparak oynuyordum. Ne iştahım kalmıştı ne bişey. 


“Zerrin oynama şu yemekle benim sabrımı taşırma. Yiyorsan ye yemiyorsan odana çık.”


“Büyük bir zevkle.”


Sofradan “afiyet olsun” diyerek kalktım. Hâlâ kendimde değildim. Zaten iştahım da yoktu. Odama çekilerek elime bir kitap aldım. Ne kadar süre kitap okudum bilmiyorum. Kitap, benim kafamı dağıtan tek aktiviteydi. Telefonu elime aldığımda saatin 23.30 olduğunu gördüm. Biraz galerimde gezerken Kayayla eski fotoğraflarımıza rastladım. 


“Kızım bak babanla eskiden ne kadar mutluymuşuz. Benim kaderim de budur belki de. Mutsuzluk…Biliyorum babana seni söylemem lazım ama söyleyemem. Hem bir kızla nişanlanıyormuş biliyor musun? Vazgeçerse ya bi- “ 


Gözümden bir damla yaş aktı. Bunu yapamazdım. Kaya bu evlilikten vazgeçerse kan çıkardı. İkisini de kaybetmeye cesaretim yoktu. Ben bu düşüncelerle boğuşurken titreyen ekranıma çevrildi bakışlarım. Kalbimin atışı bir anda tamamen değişti. Kalbim ağzımda atıyordu sanki. O arıyordu. Kaya… 

Ne demeye aramıştı ki? Birkaç çalıştan sonra açtım telefonu, kulağıma götürdüm.


“Kaya bir şey mi oldu bu saatte, sen aramazdın”


“Zerrin ben konuşmak istiyorum. Bu saatte rahatsız ettim ama konu acil”


“Sabah buluşuruz o zaman”


“Sabah annenlerin konağının arkasında, her zaman buluştuğumuz yerde bekliyor olacağım”


“Tamam hoşça kal”


“Sen de”


Telefonu kapattıktan sonra uyumaya hazırlandım. Zor bir günün ardından yorgunlukla kendimi yatağa attım.


Alarm sesiyle gözlerimi açtım. Kayayla buluşacağımdan hazırlanmak için erkenden alarm kurmuştum. Dolaptan ilk gördüğüm tişört ve beyaz kotu giydim. Yüzüme renk gelsin diye hafiften de makyaj yaptım. Koluma çantamı takarak çıkıyordum ki Demirle karşılaştım.


“Sen nereye gidiyorsun sabahın köründe?”


“Annem çağırmıştı yardıma, eve gidiyorum”


“Bundan böyle bana haber vermeden evden çıkmak yok.Anladın mı?”


“Anneme gidiyorum dedim ya Demir. Gören de gezmeye gidiyorum sanar”


“Gezmeye gider gibi giyinmişsin”


“Her şeyin de hesabını verir olduk. Sabah sorgun bittiyse ben çıkıyorum”


“Çık. Akşam da geç kalma”


Gözlerimi devirerek dışarı attım kendimi. Kaç gündür eve tıkılıp kalmıştım. Biraz olsun hava almak iyi geldi. Adamlar arabayla eve kadar bırakmıştı. Eve girer gibi yaptım. Adamlar gidince geri çıkıp Kayayla buluşma yerimize gittim. Oradaydı. Beni bekliyordu. Kendime çeki düzen verip yanına gittim. Birkaç saniye bakıştık. Sesimi incelterek,


“Çok bekletmedim, değil mi? Anca çıkabildim”


“Yok ben de yeni gelmiştim zaten”


“Acil deyince merak ettim. Kötü bir şey yok değil mi?”


“Çok kötü birden fazla şey var”


“Korkutma beni”


“Bilmiyor muyum sanıyorsun Zerrin? Seviyorsun işte beni, ben de seni seviyorum. Bu inat nereye kadar gidecek?”


Kayanın sözleriyle, her bir nefesiyle kalbim delicesine atıyordu ama dilimle inkar etmek zorundaydım. 


“Ben evliyim. Sen de evleniyorsun Kaya. Bu söylediklerin çok yanlış. Biz düşmanız, ötesi de yok”


“Bunları inanarak söylemiyorsun. Bak kalbine”

diyerek elimi kalbime koydu.


“Duyuyorsun atışını. Ben buradan hissediyorum ama hâlâ direnmekte ısrarcısın. Niye, bu ısrarın sebebi ne?”


“Yine başa dönmekten çok yoruldum ben Kaya. Hiç beni düşünmüyorsun”


“Ben ikimizi de düşünüyorum. Sevmiyor musun beni, seviyorsun. Ne duruyoruz biz hâlâ ayrı?”


“Anlamıyorsun. Bizi öldürürler. Ben kendimi değil sizi düşünüyorum”


“Siz? Biz kim?”


Ağzımdan kaçırdığım sözle bir an afalladım. Hemen toparlamaya çalıştım.


“Kim olacak canım. Sen ve ailem”


“Bana tamam de, seninle kaçıp gidelim buralardan”


“Sen olayın ciddiyetini hâlâ anlayamadın herhâlde. Bizi öldürürler diyorum. Sen o düğünden, ben de Demirden kaçarsam kan çıkar. Günübirlik planlar yapma Kaya. Geleceğimizi de düşünmek zorundayız”


“Gülüm ben seni kaybedersem koyayım geleceğimize”


Bu hararetli konuşma sırasında başım döndü. Tutunacak bir yer aradım. Kaya hemen tuttu beni.


“Güzelim ne oldu? Sen iyi misin?”


“İyiyim bir an başım döndü. Kahvaltı yapmadım ondandır”


“Hadi seninle kahvaltıya gidiyoruz”


“Sen iyice saçmaladın Kaya. Bizi görünce ne derler hiç düşünmez misin sen? Hem annem bekliyor beni. Gitmem lazım. Orada yapacağım kahvaltıyı da”


“Bu burada bitmedi bu meseleyi konuşacağız”


Hızlı adımlarla oradan ayrılırken söylendim. Eve gittim. Annem kahvaltıyı hazırlamıştı. 


“Annecim günaydın”


“Günaydın kuzum”


“Ne getireyim içeriden, eksik bir şey var mı?”


“Yok yok geç otur şöyle, ben de çiçeği burnundaki çifti uyandırayım”


Annem abimleri kaldırmaya gitmişti. Kafamda o kadar soru işareti vardı ki hangisine öncelik vereceğimi şaşırmıştım. Bu sorularla kafam dağılmışken yağdan parlayan pişiyle göz göze geldim. Bir tane aldım tabağıma, bir tane daha bir tane daha derken şimdiden birkaçını koymuştum bile tabağıma. İçlerinden birini bitirmiştim ki annem abimlerle geldi sofraya.


“Kız bize de bıraksaydın ya hepsini almışsın tabağına”


“Birkaç tane aldım abi. Ne yapayım görünce dayanamıyorum”


“İstediğin kadar ye güzelim. Ben aç kalsam da olur”


“Dalga geçme. Annem seni aç bırakmaz”


Annem oradan, “Hiçbirinizi aç bırakmam ben” diyerek konuya dahil oldu.


Güzel bir kahvaltı yaptık. Abim işe gitti, biz de sofrayı kaldırıyorduk. İçeriden Nare seslendi.


“Zerrin benim tokalarım bitmiş ya. Sende yedek var mı?”


“Çantamdan alabilirsin aşkım”


Ben mutfakta bulaşıkları makineye diziyordum. Nare şaşkınca yanıma geldi.


“Ne oldu? Beni mutfakta gördün diye dilin mi tutuldu?” dedim gülerek.


Elindeki testin çubuğunu bana doğru uzattı ve “Zerrin sen hamile misin?” diye sordu. Demir evde görmesin diye testi çantama attığımı unutmuştum. 


“Nare odama geçelim öyle konuşalım”


Nareyle odama geçtik.


“Bak buna kimseden söz etmek yok. Anladın mı beni? Hiç kimseye söylemiyoruz”


“Nasıl söylemeyeceğiz Zerrin? Bu çocuk Kayadan değil mi? Ona söylemen lazım” 


“Çocuk Kayadan falan değil. Nereden çıkarıyorsun bunları” dedim gözlerimi kaçırarak.


“Zerrin bana yapma bari. Biz seninle sırdaşız. Ben senin yanındayım ama saklamak yok tamam mı?”


Gözlerim doldu. Hiçbir şey söylemeden Nareye sarıldım. Yaşlar bir bir aktı. 


“Ağla güzelim sen çok içine atıyorsun. Bu bebek büyüyecek, nasıl açıklayacaksın? Bunda da her şey daha beter olacak. Bu aralar biraz duralım ama sonra mecburuz söylemeye. Yengeme gidelim olur mu? Bebeğe baksın.”


“Bilmiyorum. Korkuyorum Nare. Yayılmasından korkuyorum. Kayayla bebeğe bir şey olacak diye korkuyorum. Demir de İpeğin ailesi de kan isteyecek. Biz ne yapacağız?”


“Abim halleder. Ortada bebek var. Hem de Albora olan bir bebek. Baybarslara bırakmazlar onu Zerrin. İllaki çıkacak bu olay. Daha kötü olmasın her şey”


“Düşüneceğim Nare. Sağ ol yanımda olduğun için”


“Ne demek. Ben şimdi hala mı oluyorum teyze mi?”


“Ne demek isterse onu desin yavrum”


“Nasıl bir his içinde bir can yetişiyor olması?”


“O kadar yeni ki hiçbir şey anlamıyorum şimdilik. Sadece yabancı bir his var içimde. Annelik yavaş yavaş yükleniyor sanırım bünyeme”



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÜLLERDEN DOĞAN UMUT

64. BÖLÜM

AŞK VE KORKU 3