AŞK VE KORKU 9

   Sabah kapının açılma sesine uyandım. Yardımcımız Dilek abla yiyecek bir şeyler getirmişti. Onunla aslında pek yakın değildik ama kötü de değildik. 


“Abla ben senden bir şey rica etsem olur mu?”


“Kızım Demir bey duymasın yoksa biliyorsun”


“Yapamayacağın bir şey değil. Telefonunu verir misin? Sadece 5 dakika”


“Öğrenirse ne olur?”


“Öğrenebileceği hiçbir yer yok. İster burada bekle ister birazdan almaya gel”


“Ben çıkıyorum şimdi birazdan geleceğim”


“Bir tanesin. Çok teşekkür ederim”


Telefonunu aldım ve ezberimde olan Kayanın numarasını tuşladım. İlk çalışta açmadı ama ısrarla arayınca açmak zorunda kaldı.


“Alo kimsiniz?”


“Kaya benim Zerrin”


“Zerrin senin telefonun nerede? Bu kimin telefonu? Sen niye buradan aradın?”


“Bir soluklan anlatacağım. Demir bizim dün birlikte olduğumuzu öğrenmiş, beni odama kilitledi. Telefonumu da aldı”


“Sen.. sen iyi misin? Bir şey yaptı mı?”


“Yok bir şey. İyiyim”


“Hemen geliyorum. Onun suyu fazla ısınmıştı zaten”


“Kaya hayır bunun için aramadım. Elini kolunu sallaya sallaya gelirsen bu işi çözmek yerine daha beter edersin. Öğlen gizlice arka kapıdan erzakçıların arasında girersen daha iyi olur. Sessiz sedasız hallederiz bu mevzuyu yani şimdilik”


Sesi yükseldi. “Sessiz halletmesi mi kaldı bu işin Zerrin?” 


“Kaya sakin ol. Aşkım lütfen dediğimi yap”


“Tamam Zerrin tamam”


Dilek abla geldi telefonu kapattığımda.


“Çok sağ ol abla”


Kafasını salladı. Bir şey demeden kapıyı kilitleyip çıktı. Bıraktığı yemeği yedim. Birkaç parça kıyafet ayarladım. Sonra gözüm saatte beklemeye başladım. Biraz geçtikten sonra kapıma vurulmaya başladı. Gelen Kayaydı.


“Zerrin buradasın değil mi?”


“Evet Kaya. Çok vaktimiz yok. Sessizce nasıl çıkacağım buradan?”


“Kapıyı kırarsam ses çıkacak. Anahtarlar nerede, biliyor musun?”


“Evin yardımcısındaydı en son ama yan tarafta Demirin çalışma odası var, oraya koydu sanırım. Kapının sesini duymuştum”


“Ben bakıp geliyorum”


Kaya çalışma odasına girdi, birkaç dakika sonra elinde anahtarla geldi, kapıyı açtı. Kapı açılır açılmaz Kayaya sarıldım.


“Oyalanacak vaktimiz yok, kaçabilecek başka bir yer var mı?”


“Damdan dama atlayabiliriz. Şu taraftan gidelim”


Kayanın elinden tutarak çantamı alıp çıktım odadan. Dama çıktık, yan tarafın damıyla arada çok mesafe yoktu, geçtik hemen. Oradaki damdan yere çok uzaklık yoktu. Önce Kaya atlayıp indi. Sonra kendimi onun kucağına bıraktım, ben de indim. Arabayı aşağı sokağa park etmişti oraya kadar yürüdük.


“Nereye gideceğiz şimdi?” diye sordum.


“Bağ evine gideriz. Ortalık sakinleyene kadar orada kalalım”


“Kaya çok korkuyorum olacaklardan”


“Sen korkma. Ben halledeceğim”


Bir saat uzaklıktaydı bağ evi. Oraya vardığımızda Kaya hemen şömineyi yaktı. 


“Birazdan ısınır. Sen iyi misin? Bebek nasıl?”


“İyiyiz biz. Sen yanımızdayken daha iyiyiz”


“Erol abiyle konuşacağım. Boşanma mevzuları hallolsun evleniriz hemen. Artık sizi hiç bırakmayacağım”


Kayayla sarıldık. Güç alıyordum sanki ondan. Geçen haftalarda çıkmazda gibi hissederken şimdi yıkılmaz bir güce sahiptim. Hayat çok garipti. Bundan sonrasını düşünmeden yaşamayı özlediğimi fark ettim. Kendimi akışa bıraktım.



Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÜLLERDEN DOĞAN UMUT

64. BÖLÜM

AŞK VE KORKU 3