AŞK VE KORKU 8

 Kararlı bir ses tonuyla; “Bizim şimdi ne yapacağımıza karar vermemiz lazım” dedim.


“Ne yapacağımız mı var Zerrin. Sen benim çocuğumu taşıyorsun. O it boşanacak”


“Kaya bunu aleyhimize kullanırsa diyorum”


“Ondan öncesi olduğunu kanıtlarız biz de mahkemede”


“O iş hadi halloldu diyelim. Babam, annem, abim, Sadakat hanım onlar ne olacak Kaya. Ben bebeğimizi kaybetmek istemiyorum”


“Kaybetmeyeceğiz güzelim. Ben bir yolunu bulacağım. Benden haber bekle tamam mı?”


Kafamı salladım.


“Benim tahlil vermem gerekiyor. İstersen sen de gel”


“Gelicem tabi”


Ben kan verirken Kaya da yanımda durdu. Sonra Alya ablanın yanına gittik.


“Çok sevindim ikinizin adına da. Umarım sağlıkla kucağınıza alırsınız”


“İnşallah yenge”


“Kalp atışlarını duymak ister misiniz annesi babası?”


Kaya gözünü doldurarak; “çok isterim” dedi.


Ben sedyeye uzandım. Alya abla jelle birlikte makineyi de hareket ettirerek keseye bakıyordu. 


“Kaya bak bebeğiniz burada” dedi karartıda bir nokta göstererek.


“Oy bu küçücük ama”


“Evet daha 6 haftalık. Hazırsanız kalp atışlarına geçiyorum”


Bebeğin kalp atışları yankılandı odada. Öyle sık ve şiddetliydi ki “normal mi” diye sormadan edemedim.


“Keyfi yerinde demek ki”


“Cinsiyeti öğrenemiyor muyuz?” diye sordu Kaya.


“Daha çok erken”


“Ne olsun isterdin?” diye sormadan edemedim.


“Önce tabi sağlıklı olsun da ama seçme hakkım olsaydı sana benzeyen bir kızım olsun isterdim, gözlerinin içine baktığımda seni görmek”


Hafifçe gülümsedim. Karnımdaki jeli sildim ve kalktım. 


“Zerrincim ilaçlarını kullanmaya devam ediyorsun değil mi?”


“Evet”


“Onlara devam edelim, sonraki kontrollerde değerlerine göre değiştirir veya devam ederiz”


“Tamam biz konuşuruz onu o zaman görüşürüz”


“Görüşürüz canım”


Kaya beni eve bıraktı. 


“Seni buraya geri getirmek.. hiç içime sinmiyor Zerrin hiç”


“Şimdilik zorundayız Kaya. Bir çözüm bulana kadar böyle olacak. Bebeğimiz için”


“Sırf onun için kabul ediyorum zaten. Dikkat edin”


“Sen de dikkat et”


Kaya dudağıma bir öpücük bıraktı.


Utanarak; “Kayaa” dedim ve dudağıma dokunarak, gülümsememi de durduramayarak eve yürüdüm. Eve girdiğimde kimse yoktu içeride. Bunu fırsat bilip odama geçtim. Akşam olduğunda Demir kapımı çalmadan odama girmişti. Burnundan soluyordu.


“Ne oluyor?” dedim.


“Sen anlat ne olduğunu. O Kaya piçiyle nasıl fingirdediği, birlikte bir yerlere gitmenizi, seni nasıl eve bıraktığını”


“Ne diyorsun sen? Yok öyle bir şey”


“İnkar etme. Eve gelirken korumalardan biri görmüş seni”


“Öyle değil. Biz bir şey yapmadık”


“Yeter, dinlemeyeceğim seni. Alttan aldım sen tepeme çıktın”


Masanın üstündeki telefonumu aldı.


“Telefonunu alıyorum. Bu odadan da çıkış yok. Kal burada, biraz düşün, belki aklın başına gelir”


Kapıyı yüzüme kapatıp kilitledi. Kapıya vuruyordum. 


“Demir hayır yapma bunu. Aç kapıyı konuşalım”


“Sana gösterdiğim müsamahalar bitti artık. Beni salak yerine koyup ayakta uyuttuğunu sandın. Şimdi gör kim uyutulmuş”


Son sözünü de söyleyip gitmişti. Ne yapsam nafileydi. Yatağa geçtim gözlerimi kapatmaya çalışarak. Bu hikayenin kurbanı bendim.

Yorumlar

  1. Ayyy kurtuldun artık demirden yaaa en azından burda mutlu izleyelim😍😍

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÜLLERDEN DOĞAN UMUT

64. BÖLÜM

AŞK VE KORKU 3