AŞK VE KORKU 5
~Zerrinden~
Eve gider gitmez odama geçtim. Kayayla yüzleşmek hiç iyi gelmemişti ama bu er ya da geç olacaktı zaten. Sadece söylemek isteyip de söyleyemediklerim daha çok yaralıyordu beni. Bazen kader deyip geçiyorum, bazen de kaderi kendimin yazabileceğine inancım artıyordu. Şu an içinde bulunduğum durum hata kabul etmiyordu. Düşünceleri kafamdan silip kontrolden aldığım ultrason fotoğraflarını çıkarttım. Belli belirsiz bir kesenin içinde Kayadan ve benden bir parça. Bana mucize nedir diye sorsanız budur derim. Elimle fotoğraftaki karartıyı severken kapım açıldı. Hemen fotoğrafları arkama aldım. Gelen Nareydi.
“Nasıl oldun diye bakmaya geldim. Ne konuştunuz?”
“Ne konuşabiliriz Nare? İmkansızlığımızı her gün konuşmaktan zevk alıyormuşum gibi muamele ediyor bana ya. Boşan kaçalım diyor. Olacak iş mi?”
“Niye olmayacak iş olsun?”
“Demiri bilmiyormuş gibi konuşma. Ülkedeki bütün avukatları getirtir yine de boşanmaz o”
“Davayı aç gerisini biz getirelim Zerrin. Sen artık bunları düşünme. Sen sadece bebeğini düşün”
“Babam boşandıktan sonra beni bu eve almaz bir daha Nare. Ben hamile hâlimle nereye gideyim?”
“Yalnızmış gibi konuşma. Bizim merkezdeki ev ne diye duruyor? Bir de o zamana kadar belki Kayaya söylersin, halledersiniz”
“Evlatlıktan reddedilsen de bulursun bir yolunu diyorsun yani. Aile her şeydir Nare. Arkanda duran bir ailen yoksa batmaya mahkumsun”
“Zerrin ailen yanında değilse ailen midir gerçekten?”
“Ben yine de sevgi dolu, beni gözden çıkarmayacak, isteklerime karşı saygılı insanlar olsunlar isterdim. Aile öyle bir şey ki atamazsın, satamazsın, inkar edemezsin. Sen çok şanslısın. Ben çocukken hep sana özenirdim. Gerçi hâlâ öyle de”
“Kendini yalnız hissetme kesinlikle. Kimse yoksa bile ben varım”
“Seni seviyorum”
“Ben de seni. Hadi kalk toparlan. Çayla bir şeyler getireceğim. Onları yiyelim”
“Canım hiç istemiyor. Uyuyacağım ben”
“Bu saatte?”
“Evet bu saatte. Dinlenmek istiyorum. Kafamın yorgunluğu bedenimi de güçten kesiyor”
Nare fazla zorlamadı. Ben de kafamı yastığa koyduğum gibi uyumuşum zaten.Bir rüya gördüm o sırada.
RÜYA
“Kaya hayır bunu yapamazsın. Sen nasıl bir vicdansızsın” diye Albora konağında bağırıyordum.
Kaya ifadesizce suratıma bakıp, “Senin yaptığın vicdansızlık değil mi? Benden nasıl çocuğumu saklarsın” dedi.
“Ben onun iyiliği -“
“Ne iyiliği o ya? Ben babasıyım onun babası. Bundan sonra benimle kalacak”
“Yapma bunu yalvarırım yapma”
“Aylarca beni evladımdan nasıl ayırdıysan ben de seni ayıracağım”
“Kaya yapma bunu. Kayaa” diye bağırarak gözlerimi açtım.
Uyandığımda terden sırılsıklamdım. Yaşadıklarım artık uykumda bile beni rahat bırakmıyordu. Akşam olmaya başlamıştı. Hava kararıyordu. Hazırlanıp annemlerle vedalaştım. Sonra konağa gittim. Demir yine sahici gülümsemesiyle;
“Tam yemeğe başlıyordum. Gel karıcığım şöyle karşılıklı yiyelim” dedi.
“Ben istemiyorum. Sana afiyet olsun”
“Olmaz öyle gel”
“Oturayım. Seninle konuşacaklarım var çünkü”
“Dinliyorum”
“Ben boşanmak istiyorum”
“Sen boşanmak? Seni boşanacağına inandıran nedir peki?” dedi ve bir kahkaha patlattı.
“Ben ciddiyim” diyerek sesimdeki ciddiyeti korudum.
“Sen benimsin duydun mu? Bu yolun dönüşü yok. Sen boşanabileceğini mi sanıyorsun gerçekten?”
“Gerçek bir evlilik değil. Aramızda duygu yok, aşk yok, sevgi yok, saygı yok daha niye evli kalıyorum ben seninle ya”
“O Alboraları bitireceğim seninle. Kaya kurmisi de yakında evleniyor. Sen onun için boşanmak istiyorsun, biliyorum. Ne zaman evlenirlerse o zaman boşanırım”
“Allah senin belanı versin” diyerek çıktım salondan.
Odama geçtim ve tüm bu olanları unutturması için bir mangala boyamaya başladım. Zihnimi mi kandırmaya çalışıyordum yoksa cidden deliriyor muydum bilmiyordum. Tek bildiğim bunları dert edinerek hiçbir yere varamadığımdı.
Yorumlar
Yorum Gönder