AŞK VE KORKU 4

 Cehennemdeki hayatımın sıradan bir günüydü. Kimseye bir şey demeden sabah sabah annemlere gittim. Başka gidecek bir yerim yoktu ki. Dönüp dolaşıp gideceğim yer ana ocağımdı. Orada biraz olsun nefes alıyordum ve şu an en çok ihtiyacım olan şey buydu.


Narenin sesiyle irkildim.


“Güzelim hoş geldin”


Hafifçe gülümseyerek, “Hoş buldum”


“Sende bir hâller var. Ne oldu anlat hemen”


“Yok ya bir şey. Boş ver sen”


“Boş ver ne demek? Anlat bulalım bir çare”


“Demirle dün restorana gittik” diye başladım anlatmaya.


“Eee”


“Ne tesadüf ki Kayayla İpek de oradaymış”


“Nasıl ya”


“Nasılını niyesini bilmiyorum ama böyle nasıl olacak Nare? Ben onun bebeğini taşıyorum ya”


Gözyaşlarım dökülmeye başladı. Son zamanlarda iyice sulugöz olmuştum. Sevmiyordum bu hâllerimi ama istemsiz oluyordu. 


“Haklısın bitanem. Şu an ne yapacağını, ne hissedeceğini bilememekte o kadar haklısın ki. Birilerine söyleyip onlara danışsak nasıl olur”


“Delirdin sen herhâlde. Annem, abim, babam bunu duysa ne tepki verir bilmiyor musun? Bu sır gittikçe yayılırsa bebeğimi alırlar, Kayayla bana ne yapacaklarını düşünemiyorum bile”


“Belki Fidan yengeyle Şahin çok üstüne gitmezler. Denemeden bilemeyiz”


“Beni ne kadar sevseler de Kayanın ailesiyle düşmanlar. İki taraf da istemeyecek. Hatta belki bebeği aldırmaya zorlayacaklar. Onu benden almasınlar Nare. O bana tutundu, ben de ona”


“Sakin ol. Olmayacak öyle bir şey. O zaman Kayaya söyleyelim bari. Babası o da sonuçta”


“Babası restoranlarda İpek hanımla gezmeleri biliyor. Onun daha önemli işleri var”


“Yapma böyle. Sanki seni sevdiğini bilmiyormuş gibi”


“Seviyorsa sahip çıksın. Anca kaçırmayı biliyor. Onun fevriliğinden de bencilliğinden de yoruldum”


“Söyle Zerrin. Başka çaren yok”


“Biraz daha saklayalım. Aldırma dönemini atlatayım ilk ona söyleyeceğim”


“O zamana kadar abine söyleyelim bari. O bir çare bulabilir”


“Bu meseleyi kendim halledeceğim. Vaktini bekliyorum sadece”


“Sen bilirsin aşkım. Ben senin yanındayım ne olursa olsun”


“İyi ki varsın”


Nareyle sarıldık. Bu sarılmaya o kadar ihtiyacım vardı ki. Bir anda bütün dertler uçup gitmişti sanki. 


Elimin tersiyle son akan gözyaşımı da silip,

“Yeter bu kadar duygusallık. Hadi dışarı 

çıkalım” dedim.


Çarşıya gezmeye çıktık. Önce bir kafede oturup tatlı yedik. Sonra mağazaları gezmeye koyulduk. Oradan oraya derken bir bebek mağazasına rast geldik.


Nare, “Zerrin buraya da girelim hadi. Yeğenime ilk hediyesini ben alacağım” dedi.


“Saçmalama Nare. Daha cinsiyeti bile bilmiyoruz. Hem alsak bile nereye koyacağım”


“Bir şey olmaz. Saklarsın sen bir yere. Küçüklük kıyafetlerim dersin sorana. Çok heveslendim hadi girelim”


“Seni kıramıyorum da. Tamam girelim”


Mağazaya girdik ve içeride kendimizi kaybettik.




~Kayadan~


Çarşıdan geçerken para çekmek için bankaya gitmiştim. Arabayla şirkete dönerken bir bebek mağazasında Zerrinle Nareyi gördüm. Bebek mağazasında ne işleri olur diye düşünmeden edemedim. İçeri girip kendilerine sormaya karar verdim. Arabayı park ettim ve arkadan Zerrine yaklaştım.


“Zerrin”


“Kaya”


“Siz ne arıyorsunuz burada”


“Hiç. Bizim bir arkadaş var da hamileymiş. Bebeğe kıyafet alalım dedik”


“Ne güzel. Ne alacaksınız?”


“Bilmem ki bakıyorduk öyle”


Biz konuşurken çalışan kız elinde birkaç yenidoğan tulumuyla geldi.


“Bebeğinizin cinsiyetini bilmediğiniz için beyaz ve sarı renklerinden getirdim” 


Zerrine döndüm ve “Bebeğiniz?” diye sorguladım.


“Karıştırıyor herhâlde. Öyle bir şey yok”


“Evet ben karıştırmışım. Kusura bakmayın” diyerek uzaklaştı çalışan.


“Sizin arkadaşınızın bebeğinin cinsiyeti ne?”


Nare kız derken Zerrin de aynı anda erkek dedi.


“Kız mı erkek mi?”


Zerrin Nareye döndü. “Doktor ilk kız demiş ama sonra erkek olduğu anlaşılmış. O yüzden Nare erkek diyor”


“Evet evet benim de aklımda öyle kalmış” diye doğruladı Nare.


“Alın o zaman birkaç takım da bırakayım sizi eve”


Zerrin, “Hiç gerek yok, biz gideriz. Bir sorun olmasın şimdi” dedi.


“Ne sorunu olabilir ya?” diye yükseldim.


Zerrin eline iki takım aldı. Kasaya yöneldi. Kartımı uzattım.


“Buradan alın lütfen”


“Ne gerek var ödüyorum ben işte”


“Senin paran benim param diye kavga etmeyeceğiz herhâlde değil mi?”


“Edebiliriz. Sıkıntı yok”


Nare atladı oradan. “İkiniz de kavgaya bir son verin. Ben alacağım demiştim zaten Zerrin. Geçin kenara ben ödeyeceğim”


“Gerçekten burada sizinle bunun kavgasını yaptığıma inanamıyorum ya”


“Restoranda İpekle yemek yediğine inanabiliyorsun ama”


“Ne alaka bu şimdi? Sen buna mı takıldın?”


Nare, “Rezil oluyoruz, dışarıda yapın kavganızı” diyerek paketleri eline alıp önümüzden dışarı çıktı.


“Sana ben hiçbir şey demiyorum”


“Lütfen söyle. Hatırım kalır”


Dışarı çıktık söylene söylene. Nare ikimize de dönüp, “Siz daha kendiniz büyümemişsin bir de çocuk-“ dedi ama son anda cümlenin sonunu kesti.


“Ne, anlamadım?” dedim.


“Çoluk çocuk hareketler yapıyorsunuz diyecektim”


“Zerrin hiç büyümemişsin”


“Asıl sen kendine bak. Beni kıskandırmak için şekilden şekile giriyorsun be”


“Sen beni mi kıskanıyorsun?”


“Ben seni niye kıskanayım? Bir de o kızdan. Güldürme beni”


“Gül. Çünkü gülünce çok güzel oluyorsun”


Tam romantizme bağlamıştık ki Nare “Hadi bırakacaksan bırak bizi” diye çıkıştı.


Paketleri bagaja koydum. Zerrinler de koltuğa geçtiler. Zerrin beni sinir etmek için arkaya oturmuştu. Kendince trip atıyordu işte. Yol boyunca hiç konuşmadık. Eve yakın yerde arabayı durdurup, Zerrine döndüm.


“Zerrin konuşabilir miyiz?”


“Daha ne kaldı konuşacak?”


“Bizi konuşalım”


Aşağı indim. Zerrin de arkamdan indi. Bir hışımla yanıma geldi;


“Biz diye bir şey yok Kaya. Bitti. Her şey geçmişte kaldı”


“Kalamaz Zerrin kalmamalı. Seviyoruz birbirimizi”


“Ailelerimiz sevmiyor birbirini”


“Ne zamandan beri ailelerimizin düşüncesini önemser olduk?”


“Dün o kızla olan eğlencenden beri”


“Ben o kızla eğlenip yemek yemiyorum. Hep yanlış anlıyorsun beni. Birbirimizi artık yanlış anlamayalım. Bu yüzden ayrı kalıyoruz biz. Boşan Demirden. Kaçalım birlikte”


“Sen ne dediğinin farkında mısın? O adam benden hayatta boşanmaz”


“Boşanacak. Boşanmak zorunda”


“Kafasına silah mı dayayacaksın? Boşanmaz diyorum”


“Gerekirse evet”


“Tehdit edildiğini söyleriz mahkemeye”


“Her şey sana göre ne kadar kolay ya. Ben gidiyorum bakalım bensizlik de kolay mıymış?”


“Beni bir tek senin gidişlerin, vazgeçişlerin bitirir. Yapma, bizi bırakma Zerrin”


“Sen bizi çoktan bıraktın Kaya. Hem de bir hırs uğruna. Şimdi pişmansın. Dön bakalım geri, dönebiliyor musun?”


“Böyle deme. Hiçbir şeyi bilmiyormuş gibi konuşma. Yaparım, gider atarım nişanı. Başka neler yapabileceğimi tahmin bile edemezsin”


“Etmeyim Kaya. Göreyim. Tabi bu işten sağ çıkabilirsen. Bu yola neden girdin? Beni yokluğunla mı sınayacaksın? O kıza her baktığında, sohbet ettiğinde içimde bir şeyler kopuyor. Yavaş yavaş bitiriyorsun zaten kendini benim gözümde”


“Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?”


“Ben artık düşünmek istemiyorum Kaya”


Birkaç saniye yüzüme bakıp koşar adımlarla evine girdi. İşte şimdi gerçekten çıkmazın içindeydim. Zerrin ilk defa bu kadar keskin konuşuyordu. Belki de yaşadıkları onu bu kadar keskinleştirmişti ama karşımdaki korkusuz Zerrin beni korkutuyordu.







Yorumlar

  1. Devamını bekliyoruum😍 ay lütfen kaya hu sefer erken öğrensin bari burda mutlu olalimm

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÜLLERDEN DOĞAN UMUT

64. BÖLÜM

AŞK VE KORKU 3