AŞK VE KORKU 2

 Annem kapıyı çalarak içeri girdi. 

“Kız siz ne oyalanıyorsunuz burada? Mutfakta bulaşık birikmiş” 


Nare yüzünde büyük bir gülümsemeyle,

“Hallederiz hemen yenge”


“Sizde bir hâller var ama hayırlısı”


Hemen atıldım “Ne hâli olacakmış ya? Herkes ne kadar şüpheci”


“Dur kız soluklan, bir şey demedik”


Nareyle mutfağa gittik, bulaşıkları hallettik. 



~Kayadan~


“Benim bir yol bulmam lazım” diye sayıklayıp duruyordum. Ben bu düşüncelerle savaş verirken abim gelmiş. 


“Kaya, sana diyorum Kaya”


“He duymadım abi bir şey mi dedin?”


“Dedim ki toplantı raporları hazır mı?”


“Evet evet masanın üstünde bir yerlerdeydi”


Gözünü kısarak, ”Neyin var senin?”


“Yok bir şey”


“Bak başımıza yine ne iş açacağını düşünüyorsan bana söyle önlem alayım”


Yalandan gülümsemeyle, “Çok komiksin abicim” dedim.


“Ciddiyim aslında da neyse. Sakın kafan karışmasın evlilik arefesinde”


“Benim kafa hep karışıktı da ben düzelmesinden korkuyorum”


Abim bir kahkaha patlattı ve birden ciddileşerek, “Kaya bak bu işin dönüşü yok”


“Hep aynı şeyler, anladık ya tamam”


“Anladığını göster de bilelim”


“Çok mutluymuşum gibi sen de yapma abi”


“Kaya o söz ağızdan bir kere çıktı. Sen demedin mi evleneceğim diye?”


“Ben onu anlık sinirle söyledim. Nereden bilebilirdim işin buralara geleceğini?”


“Bileceksin. Artık koca adamsın. Ağızdan çıkan her şeyin söz olduğunu bilmelisin”


“Ben Zerrini seviyorum. Bunu herkes biliyor ama niye kimse bilmiyormuş gibi davranıyoruz? Ben de insanım yoruldum”


“Zerrin evli, sen evleniyorsun. Hâlâ tutturmuşsun bir Zerrin. Çocukluk aşkındı o bitti gitti. Şimdi yengemle amcam verirler mi kızlarını sana? Ya annem? Annem ister mi Zerrini gelini olarak? Biraz toparlan, kendine gel”


“Ben gayet kendimdeyim. Birbirimizi seviyoruz biz. Siz de bunu kabul edeceksiniz”


Son sözümü de söyleyip çıktım odadan. Sonra şirketten de çıktım. Kafamı dağıtmak için son zamanlar gittiğim bir mekâna gittim. Zerrinle de gelirdik buraya önceden. Önceden… Çok mu öncede kaldı? Ne olacaktık biz?




~Zerrinden~


Kader çoktan ağlarını örmüştü. Bu bebek benle Kayayı birleştirebilirdi ama sonsuza kadar ayırabilirdi de. Riskleri göze alamıyordum. Kimine göre korkak çıkacaktım, kimine cesur, kimine âşık, kimine sevgisini gösteremeyen.Ben sadece âşkım ve bebeğim için çabalıyordum.


Bu düşünceler içinde Nareyle göz göze geldim.


“Ne oldu, korktun mu yoksa? Yengem kontrol edecek sadece”


“Yok korkmuyorum. İlk kontrolüm ya heyecanlandım”


“İyi iyi. Başka bir şey olmasın da”


Alya abla böldü konuşmamızı. “Zerrincim hoş geldiniz, gelebilirsiniz canım”


İçeriye geçince Alya abla merakla sordu;

“Siz gelmezdiniz normalde. Beni ziyarete gelmediniz herhâlde”


Nare heyecanla, “Yenge biz aslında Zerrin için geldik”


Ben aldım sözü, “Abla ben test yaptım, hamileyim. Kontrole geldik”


Alya abla gülümsemesiyle, “Tabii şöyle uzan canım”


Gösterdiği sedyeye uzandım, karnımı açtım. Alya abla jeli sürüp makineyi bir ileri bir geri hareket ettiriyordu.


Ultrason ekranında bir yeri işaret ederek;

“Bak küçük fasülyemiz burada”


“Göremiyorum, nerede?”


“Bak şu işte aşkım”


“Küçücük. Kaç haftalıkmış?”


“Daha 4 haftalık annesi. Kalp atışları tam gelişmemiştir. Sonraki kontrolde dinleriz olur mu?”


Gözümden akan yaşa engel olamayarak, “Olur tabii”


“İlk aylar çok önemli, o yüzden stres, üzüntü yok. Anlaşıldı mı? Hamilelik süresince kullanman gereken bazı ilaçlar var ben onları yazarken sen de giyinebilirsin”


Alya abla reçete yazmaya gitmişken Nare de bana yardım ediyordu.


Nareyi uyarır şekilde, “Nare Alya ablaya da bebeğin Kayadan olduğunu söylemiyoruz” derken Alya ablayla göz göze geldik. Sırrımız gittikçe yayılıyordu.


Şaşkınlıkla, “Bebek Kayadan mı?”


“Yenge bak kimseye söylemek yok. Bebek için de, Kaya için de, benim için de olması gereken bu”


“Olması gereken bu bebeğin annesiyle babasıyla sağlıklı büyümesi. Saklamakla hata yapıyorsun Zerrin”


“Vallahi söyleyeceğim. Sadece zamanı değil. Ben bir bebeğimiz olacağını ona söylemek istemez miyim? Sadece içinde bulunduğumuz koşullar elvermiyor”


“Koşul falan bilmiyorum. Bu bebek 8 ay sonra doğduğunda annesini babasını bilmeli”


“Tamam söyleyeceğim ama ben bir şey demeden kimseye bir şey söylemeyeceğine söz var abla”


“Söylemeyeceğim ama sen de elini çabuk tut”


Kafamı aşağı yukarı sallayarak reçetemi aldım. Nareyle odadan çıktık.


“Yengem haklı Zerrin. Bir şeyler yapmamız lazım”


“Birkaç gün düşüneyim söyleyeceğim”


“Sen bilirsin”


Eve vardığımızda annem sinirle karşıladı bizi.

“Çarşıya çıkıyoruz diye çıktınız. Bu saat oldu yoksunuz? Nerede sizin alışveriş poşetleriniz?”


Bugünkü kırdığım potlardan sonra dudağımı ısırarak, ”Kaç olmuş saat sanki? Güzel bir şey bulamadık. Gezerken de vaktin nasıl geçtiğini anlamamışız. Sen de üstümüze gelme ya”


Demirin “Erken gel” uyarısını hatırlayarak gideceğimi söyledim. Her ne kadar yemeğe kal diye ısrar etseler de kalktım.


Eve gidince Demir salonda oturmuş duvara bakıyordu. Sessizce odaya geçeyim derken bana seslendi.


“Bugün hastaneye gitmişsin”


Sinirle, “Her şeyden de haberin var bakıyorum”


“Niye gittin oraya?”


“Alya abla çağırmıştı. Onun yanına gittik Nareyle”


“Öyle olsun. Haberim de olsun”


“Esirinim ya dışarı çıkarken bile peşime adam takmışsın”


“Seni korumak için karıcım”


“Benim korunmaya ihtiyacım yok. Bir saha peşime adam yollama. Anladın mı?”


“Ben biraz kalın kafalıyım. Anlamadım”


“İnsanın kendini bilmesi de iyi”


“Geç odana sinirimi zıplatmadan”


Odama geçtim ve yorgunlukla kendimi yatağa attım. Bu aralar hızlı yorulur oldum. Hamileliğin bana kattığı şeylerden biri de bu oldu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÜLLERDEN DOĞAN UMUT

64. BÖLÜM

AŞK VE KORKU 3