ATDİL FİC
Bu olaylar tamamen kurgudur.
~Dilinden~
Dizi yarın bayram arasına çıkıyordu. Geçen hafta Atakanla ilişkimizi duyurduğumuz için sonunda rahatça dilediğimizce gezecektik. Son setimiz Şahin konağın önünde Kaya ve Zerrinin kavga sahnesiydi. Karavanda Atakanla son tekrarları yaptık.
“Bir daha bana ne yapıp yapmayacağımı söylemeyeceksin”
Hemen rolden çıkıp düzelttim onu.
“Bir daha bana ne yapıp yapmayacağımla alakalı tek kelime konuşmayacaksın diyorsun orada”
“Ne değişti”
“Çok şey. Baştan alıyoruz”
“Bir daha bana ne yapıp yapmayacağımla alakalı tek kelime konuşmayacaksın. İpeği götürmek isteseydim ben söylerdim zaten”
“Götürmeseydin o zaman”
“Bak bana laf cambazlığı yapma Zerrin. Ne yapacaktım? Sen öyle dedikten sonra kızı orada mı bırakacaktım?”
“Doğru olan buydu sen de bunu yaptın zaten”
“Doğru olan ne ya? Ne oldu sen bizi gördün başka bir şey mi oldu? Kıskandın mı ne?”
“Ne alakası var ya yok öyle bir şey”
“Niye böyle yapıyorsun o zaman?”
“Öyle olması gerekiyordu”
“Öyle mi?”
“Öyle”
D-“Şimdi Erol arıyor sen açıp mahkemeyi öğreniyorsun”
“Senin bugün duruşman vardı, öyle mi? Bana niye söylemiyorsun, niye bugün olduğunu saklıyorsun?”
“Ne saklaması ya?”
Devamını unutunca afalladım. Atakan anladı. Repliğimi hatırlattı.
“Herkes Cihan Denizle Alya ablanın peşindeydi . Ben ne ara söyleyecektim diyorsun sonra sıra bende; Ulan arayıp iki kelime edemiyor musun?”
“Kayaya bu lan lafını hiç yakıştıramadım” diyerek çalışmamızı kaynattım.
“Kaya eski kaya değil” dedi Atakan da benim gibi konuyu dağıtıp.
“Neyse devam. Hadi arayamadın konaktaydın. Konakta söyleseydin”
“Konakta? Herkesin içinde gelip demir benden boşanmayacak mı deseydim?”
“Benim bilmem gerekiyordu Zerrin”
“O kadar merak ediyorsan arasaydın Erolu sorsaydın” derken Atakana yüzümü daha da yaklaştırmıştım. Dudaklarına baka baka bastıra bastıra söyledim repliklerimi.
“Sen ne yapmaya çalışıyorsun ya?”
“Hiçbir şey yapmaya çalışmıyorum ya ben sadece çaresizim gerginim”
“O zaman çaresizsin. Çareyi İpekle beni göndermekte mi buldun?”
“Kaya demir benden boşanmayacak”
“Ya boşanacak mecbur. Bunun tek (duraksadı) neydi o kelime?”
“Celsede” diyerek hatırlattım.
“Tek celsede olmayacağını biliyorsun”
“Sonra Demir gelir. Siz kavga edersiniz şeklinde devam ediyor”
“Aşkım bağırdım falan ama Kaya olarak mecbur biliyorsun”
Kahkaha attım. “Saçmalama”
Karavanın kapısı çaldı. Set çalışanı bizi sete çağırıyordu. Gittik ve sahnemizi çektik. Herkese iyi tatiller dileyerek o yorgunlukla otele attık kendimizi.
“Sabah uçak kaçtaydı?”
“9 da ama biz 7 de çıkalım. Hazırsın değil mi?”
“Evet evet. Birkaç parça eşyam kaldı sadece. Onları da yerleştireyim bavula tamamım. İndikten sonra kaç saat var İzmir uçağına?”
“Bir saat var sadece. Anca geçeriz zaten cihazlardan. Pek beklemeyiz yani”
“İyi bari. Ben bavulu kapatayım. Sen de bir film seç, belki izlerken uyuyakalırız”
“Tamam. O zaman önce alarmı kurayım 6 da kalkmamız lazım”
Ben valizin son kalanlarını yerleştirdim. Atakan da önceki birkaç bölümünü izlediğimiz bir diziyi açmış, beni bekliyordu. Yanına gidince açtı, birlikte izledik diziyi. İlk 20 dakikasını izlemiştik ki gözüm kapanıyordu.
“Uykum geldi benim. Daha fazla devam edemeyeceğim”
Esneyerek yatağa geçtim. Atakanın da ayakta duracak hâli kalmadığı için o da geldi. Sabah alarmın sesiyle uyandım.
Mırıldanarak; “Atakan kapat şunu”
Atakandan ses yoktu.
“Aşkım. Kapatsana şunu”
Yine ses gelmedi. Bir gözüm açık bir gözüm kapalı Atakanın üstünden uzanıp şifonyerin üstünden telefonunu aldım elime. Alarmı kapattım. Birkaç dakika boş boş yatıp ayılmaya çalıştıktan sonra Atakana seslendim.
“Aşkım saatimiz geldi. Hadi kalk”
“Dilin daha çok erken bitanem yatalım”
“Anca hazırlanırsın. Hem uçakta uyursun istediğin kadar”
Atakan birkaç dakika boş boş duvara baktıktan sonra kalktı. Ben o sırada giyinmiştim. Aynanın karşısına geçip saçlarımı yapmaya başladım.
“Öpeyim mi bir kere” diye yanım yaklaştı.
“İşte şimdi gerçekten gün aydı” dedi dudağıma bir buse kondurduktan sonra.
“Deli” dedim gülerek. “Hadi hazırlan çabuk”
Ben saçımla uğraşırken o da hazırlanmıştı. Hafiften yüzüme allık sürdüm. Sonra valizleri alıp çıktık. Havaalanına vardığımızda saat 8 di.
Hızlı ve emin adımlarla valizleri gönderdik. Bir kafeye oturduk ve kahvaltımızı yaptık. Sonra kendimiz de cihazlardan geçtik. Saat geldiği için doğruca uçağın yolunu tuttuk. Gide gele artık öğrenmiştik havaalanını. Koltuklarımıza geçtik ve ben bir selfie çektim.
“Rahat mısın?”
“Evet evet her şey yolunda”
Anonsun uçakta yankılanmasıyla uçak havalandı. Atakan kafasını omzuma koydu. Ben de yanıma aldığım kitabı okumaya başladım. Birkaç saate İstanbuldaydık. Atakan uykusuna düşkün olduğu için yol boyunca dalgın uyumuştu. İnmemize yakın seslendim, uyandırdım onu.
“Herkes insin. Biz bekleyelim biraz”
“Tamam zaten bu kalabalığa girecek hâlim yok şuan”
Birkaç dakika sonra uçaktaki yoğunluk azalınca indik uçaktan. Havaalanında valizlerimizi aldıktan sonra İzmir uçağına binmek için giriş yaptık. Valizleri gönderdik ve uçağa bindik. Bu sefer Atakanın uykusunu aldığından neşesi yerindeydi. Yol boyu sohbet ettik. Günceldeki ünlü dedikodularını yaptık. Göz açıp kapayıncaya kadar gelmiştik. Zaten Atakanla bir şeyler yaparken zaman duruyordu sanki. Nasıl geçtiğini anlamıyordum.
“Bu taraftan iniyoruz”
Aynı şekilde yine indik ve valizleri aldık. İndiğimizde bir taksi çevirdik ve otele geçtik.
Yorumlar
Yorum Gönder